Lida Kampanyaları Lida Sipariş Lida İletişim Lida Meizi Çay

Archive for Kasım, 2009


Lida Diyetine Pozitif Niyet ile Başlayın

Şişmanlıktan kurtulmak, göbeğinizi eritmek, sigarayı bırakmak, depresyondan kurtulmak vs. tüm bunlar pozitif birer niyettir. Lida ile zayıflama periyodunda bu pozitif niyet çok çok önemlidir. Tabii ki herkes bunları değiştirmeyi ister ama size şu ana kadar bahsettiğim olumsuz yaklaşımlar, eğer sizin ana düşüncelerinizse. Sonuçları da olumsuz olacaktır. Buraya kadar konuştuklarımıza yeniden bakın. Yoğunlaşılan durumlar, olması istenilen sonuçlar değil, kaçmaya çalışılan düşüncelerdir. Bunlara yoğunlaşan bir kişi esasında daha fazla şişmanlık, daha fazla depresyon, daha fazla yağlı hücre üretecektir. Kötü durumlardan uzaklaşmaya çalışmak, daha kötü durumlar yaratacaktır. Niyet pozitif olabilir ama düşünce modeli olarak sonuçları negatif olacaktır.

Kilo almak istemiyorum demek, pozitif bir niyet taşır ama yaratacağı sonuçlar bakımından negatiftir. Sigara içmek istememek, niyet bakımından pozitiftir ama size daha fazla sigara düşündürecektir ve daha fazla sigara içme isteği yaratacaktır.

Bu durumda yineliyorum; pozitif düşünce diye bir şey yoktur. Düşünce ve bu düşüncenin pozitif ve negatif sonuçları vardır. Bu sonuçlar Lida kullanımında da normal zayıflama periyodunda olduğu gibi aşırı önem arzeder. (Umarım anlatmaya çalıştığım şeyi anlatabilmişimdir.)

Peki, aklımıza kötü, zararlı düşünceler geldiğinde onlardan nasıl kurtulacağız diye soruyor olabilirsiniz. Birçok öğrencimin ilk sorusu budur. O zaman kötü düşünceleri nasıl uzaklaştıracaksınız? Uzaklaştırmayacaksmız. Evet doğru duydunuz, uzaklaştırmayacaksınız; çünkü uzaklaştırmaya çalıştığınız her şeyi daha çok düşünürsünüz. Uzaklaştırmaya çalıştığınız şeyi daha çok düşünmek, fizyolojik olarak onu daha gerçek hale getirir. Kaçmak istediğiniz düşünce beyninizi daha çok meşgul eder. Sizi sinir eden düşüncelerden uzaklaşmaya çalıştıkça, daha çok sinirlenirsiniz.

Lida ve Kıtlık Bilinci

Kıtlık bilinci, sürekli diyet yapmanın yan etkisi dediğim bir durumdur. Bedenin bir işleyişi, hayatını devam ettirebilmesi için bir çalışma prensibi vardır. Hayvanlar içgüdüsel olarak beslenirler. Kimse onlara ne yemesi ya da yememesi gerektiğini söylemez. Bedensel ihtiyaçlarına ve türünün özelliklerine göre yemek seçimini yaparlar. Kimse onlara neyin zararlı olduğunu söylemediği halde bunu bilirler. Keçiler her türlü otu yemelerine karşın, taze bir yeşillik olan tütünü yemezler. Bu içgüdü bizlerde de bulunuyor lakin bizler çok doyumsuz varlıklar olduğumuzdan herşeyi fermante edip, işleyebilip tüketiyoruz. Tütünün sigaraya dönüştüğünü hayal edin. Bu yoğunlukta bir düzende yemek yemeye ve içmeye dur demek için ve sağlıklı şekilde zayıflayabilmek için Lida denen mucizeden sonuna kadar faydalanmak ve irademizi beynimize hükmederek Lida ile güçlendirmek mantıksız mı ?

Bir hayvan böyle bir donanımla dünyaya gelebiliyorsa, sanırım bizim sahip olduğumuz bilgi çok daha fazladır. Bedenin neye ihtiyacı olduğunu güdüsel olarak bilebiliriz. Fakat bunu bozmakta üstümüze yoktur. Ne zaman acıktığımızla ilgilenmek yerine, bir insan ne zaman acıkmalı sorusuyla ilgileniyoruz. Ne zaman acıkmalı ve ne zaman yemeli? Ne büyük bir gaflet! Ne zaman acıkacağımı bir başka insan nasıl bilebilir ki? Hatta ben bile bilemem. Acıktığımda acıktığımı bilirim, ama ne zaman ne yemem gerektiğini ancak bedenim söylediğinde bilebilirim. Kaldı ki bir başkasının bana söylemesi ya da kendi belirlediğim saatlerde kendi koyduğum kurallarla yemek yemem ancak bedenimdeki düzeni bozmaya yardımcı olur. Denge bozulduktan sonra, ideal kilo kaybolur. Bunun önüne ise egzersiz ve Lida sayesinde geçilebilir. Ardından da büyük açlıklar ve kilo verme çalışmaları başlar. İşte bu durum kıtlık bilincine yol açar.

İnflamasyon ve Obezite

Obezite araştırmalarındaki son gelişmelerde inflamasyon kilo almaya neden olan esas suçlu olarak tanımlanmıştır. Inflamasyon daha çok yağ hücresi oluşumuna neden olur. Lida inflamasyonun önüne geçebilecek bir formüle sahiptir. Yağ hücreleri de inflamasyonu destekler. Bu bakımdan yağ kaybınız inflamasyondan kurtulmanıza, inflamasyondan kurtulmanız da yağ yakmanıza yardım eder. Stres de enflamasyona neden olur. Stresli bir durumda vücutta kortizol denilen bir hormon salgılanır. Kortizol; Leptin hormonuna duyarlılığı azaltır. Leptin yağ hücrelerinde üretilen doyduğumuzu haber veren bir hormondur. Kortizol artması daha çok yemeye neden olur. Kortizol’ ün önünü Lida kullanarak kesebilirsiniz. Böylece kronik stres obeziteye götürür. Yağ hücreleri artık hormonal sistemin bir parçası sayılıyor ve metabolizmayı stres hormonlarını ve İnflamasyonu düzenlemekte aktif rol oynuyor.

Inflamasyon süreci koruyucudur ancak kontrolden de çıkabilir. Bu sürecin kontrolden çıkmasını Lida ile önleyebilirsiniz. Birey anti inflamatuar (İltihaplanmayı önleyen) durumda ise yaralanma ya da enfeksiyona karşı vücudun iyileştirici tepkileri (normal iltihaplanma) olması gerektiği gibidir ve ileri yaşlardaki anormal iltihaplanmaya bağlı hastalık riskleri de düşük kalır.

İltihaba yatkınlık olduğunda anormal iltihaplanma olasılığı daha yüksektir. Şu var ki sadece artrit gibi inflamasyona bağlı hastalığı olanlarda değil bedenlerinin tahriş edici olarak algıladığı maddelerle karşı karşıya kalan sağlıklı insanlarda da kontrolsüz inflamasyon oluşabilir. Alerjik besinler, toksinler, şeker ve hayvansal yağlar, işlenmiş besinler bu tür maddelerdendir. Diş eti iltihabı gibi hafif enfeksiyonlar bile kontrolsüz inflamasyona yol açabilir. Demek ki modern beslenme biçimi ve hareketsizlik bütün vücudu etkileyen inflamasyonun en yaygın nedenidir. Ne yediğimiz ve ne kadar egzersiz yaptığınız inflamasyonu yöneten en önemli unsurlardır. Ayrıca inflamasyonu önleyen özel doğal besin destekleri de var. Lida gibi…

Lida ile Kilo Verme Süreçleri

Birçok insanın deli gibi kilo vermeye çalıştığını görürsünüz. Bu normal bir durumdur. Ama iki gün sonra aynı kişinin “Aman ben böyle mutluyum. Beni seven kilolarımla sevsin,” demesi büyük bir çelişkidir. Siz de bunu söylemek istemiyorsanız çözüm Lida’ dadır. Kilo verme süreçleri içinde en çok karşılaştığımız durum da, bu tutarsızlıktır.

Gerçekten bu kiloları vermem gerekiyor mu? Bu kadar eziyet ne için? Böyle kalsam ne kaybederim ki? Evet bu sorular gereklidir ve cevabı size özeldir. Bir gün oldu da karar verdiniz ve böyle mutlu olduğunuza, bu dünyaya ıstırap çekmek için gelmediğinize, nasıl olsa bir gün hepimizin öleceğine ve bu kadar işkencenin bir anlamı olmadığına inandınız. Diyeti bozmanın ya da sporu bırakmanın bir mahsuru yok dediniz. Tamam buraya kadar bir sorun yok. Ama iki gün sonra fikrinizi değiştirdiğinizde ne olacak? Değiştirmeyin! Lida’ yı deneyin, diyetinize destek verin. O zaman kendinizi inandırdığınız onca düşünceyi saklamanıza gerek kalmayacak!

Kilo verme çabası içine girdiğinizde tüm bunlar, büyük bir çelişki yaratacaktır.

Siz hiç aynaya bakıp ne kadar güzel saçlarım var dedikten sonra onları kesmeyi denediniz mi? Ya da işte bu en sevdiğim kıyafetim dedikten sonra kıyafetinizi bir başkasına verdiniz mi? Siz hiç sevdiğiniz birini terk ettiniz mi? Ettiyseniz bunun ne kadar zor ve acılı olduğunu da bilirsiniz. Bedeninizi sevdiğinizi söyleyip, sonra da onu değiştirmeye kalktığınızda içsel olarak acı hissetmeyeceğinizi mi zannediyorsunuz? Nasıl ki birinden ayrılmak size zor gelirse, onu bırakmak istemezseniz aynı şekilde beğendiğiniz fiziğinizi değiştirmek de bir o kadar zor olacaktır. Bu yüzden Lida önem arzediyor. Her iki örnekte de ortalama aynı mesajlar vardır. Biri sevdiğiniz kişi diğer ise yıllardır sizi taşıyan bedeniniz.

Madem sevdiğinizi söylüyorsunuz o zaman onu neden değiştiriyorsunuz? Bilinçaltınız, böyle bir durumda hem çelişki yaşayacak hem de direnç oluşturacaktır. Eğer bir şeyi seviyorsanız onu bırakmaya çalışmanız bilinçaltınıza gönderdiğiniz en büyük çelişkilerden bir tanesi olacaktır. Bu konuda kendinize karşı dürüst olmalısınız. Çok sevdiğiniz bir şeyi kaybetme noktasında içiniz nasıl sızlarsa, kendinizi değiştirmek de sizi öyle üzebilir. Önce kendinize karşı dürüst olmalısınız; ama geçici bir dürüstlük değil.

Ben kendimi seviyor olabilirim… Bu güne kadar harika başarılar elde etmiş olabilirim. İstediklerimi gerçekleştirmiş sevilen bir kişi olabilirim.

Büyük Porsiyonların Şişmanlık Gelişimi Üzerine Etkileri

Besinin porsiyon büyüklüğü ve kişinin ağırlık durumu arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışma sayısı oldukça azdır ve çok az sayıda çalışma bu ilişkiyle alakalı olarak diyetsel enerji yoğunluğunu önemsemektedir. Halbu ki genel zayıflama için de Lida ile zayıflama için de çok aşırı önemli bir konudur. Yapılan bir çalışmada, çocuklar için, yalnız porsiyon miktarının enerji alımında %17-19′ luk bir oranda etki gösterdiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle, büyük porsiyonların tüketimi, daha fazla enerji alımına ve vücutta yağ kitlesinin artmasına neden olmaktadır. Bunlara ek olarak, çalışmada yüksek beden kitle indeksi değerlerine sahip olan çocuklarla, düşük beden kitle indeksine sahip olan çocuklar kıyaslandıklarında, neredeyse %100 oranında daha büyük porsiyonlarda besinler tükettikleri görülmüştür. Bu durum çok önemlidir. Çünkü düşük enerji yoğunluklu yiyeceklerin büyük porsiyonlarda tüketilmesi, vücut ağırlık dengesini korumada olumlu bir etki olacaktır. Çocuklarda yemek yeme davranışlarını geliştirmede, besin seçme özgürlüğünü iyi bir beslenme danışmanı ile küçük yaşlardan itibaren anlatmanın şişmanlığı koruyucu bir faktör olarak düşünülmelidir.

Hollanda’daki bir çalışmada, hem enerji yoğunluğu hem de porsiyon büyüklüklerinin vücut ağırlığı ve enerji alımı üzerine etkileri incelenmiştir. Çalışmada kilolu erişkin kadınların kilolu olmayan kadınlara göre, enerji yoğunluğu yüksek olan yiyecekleri büyük porsiyonlarda, enerji yoğunluğu düşük olan yiyecekleri ise küçük porsiyonlarda tükettikleri gözlenmiştir. Bu davranıştaki nedenlerin hâlâ açıklanamaması, kilolu bireylerin çoğunlukla büyük porsiyon ve yüksek enerjili yiyeceklere yönelme nedenleri hakkında daha farklı çalışmaların yapılması gerekliliğini de gündeme getirmiştir. Yine de, mevcut veriler, porsiyon miktarının şişmanlık salgını üzerinde rol oynadığı tezini desteklemektedir.